Ads 300 x 250

Lemur'dan Noodle Tarifi

Kore stili noodle efenim.

The Cave incelemem.

Monkey Island geliştiricilerinin kurduğu Double Fine şirketinden harika bir bulmaca oyunu.

Güle güle Msn

Efsanenin sonu.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Team Fortress 2

  

  Valve'nin oyunu olan Team Fortress 2, Free to play olmasının ardından öğrendiğim  Komik karakter tasarımlarıyla ilgimi çekmiş bir oyundu. Ancak battlefiled bad company tarafından oldukça meşgul edildiğimden deneme fırsatım olmamıştı. Günlerden bir gün, günün sıkıntısını atmak için yükledim. Training kısmını atlayıp oynadığımdan ilk seferde kavrayamadım. Çünkü her karakterin farklı özellikleri var. Eğitim kısmında hepsini çok güzel bir şekilde öğreniyorsunuz.

Oyunda mavi ve kırmızı olmak üzere iki takım birbiriyle rekabet ediyor.Takım çalışması çok önemli. Sınıflar birbirleriyle çok dengeli hazırlanmış. Hepsi birbirini tamamlıyor. Sniper, Heavy, Spy, Scout,  Medic, Engineer, Pyro,  Demoman ve Soldier sınıfları var.


Sınıflara kısaca göz atacak olursak;


Pyro benim favori sınıfım. Mümkün olduğunca onu seçiyorum. Tabi bazen duruma göre farklı sınıflar seçmek gerekiyor. Pyro'da alev silahı var. Bu şekilde düşmanlarınızı cız-bız yapabiliyorsunuz. Sağ tıkla da basınçlı hava ile yanan takım arkadaşlarınızı söndürebiliyorsunuz. Uzak menzilli olmadığından dinamik oynamak durumundasınız.








Soldier sınıfı koşu da yavaş ancak uzak menzilli bir sınıf.Roket atarıyla yüksek zararlar verebiliyor. Kocaman başlığının kapattığı gözleriyle etrafı nasıl gördüğü muamma.








            Heavy sınıfı sağlığı en yüksek sınıf, ağır makinalı kullandığından hızı yavaş.
            En gaz karakter ayrıca


             Medic en önemli sınıf bence. Genellikle Heavy karakterinin arkasında koşan 
             Medic'ler görebilirsiniz.İkisi ölümcül bir ikili oluyor.










                    Spy oynaması en zevkli sınıf çünkü düşmanı sinirden çıldırtabiliyorsunuz
                   Görünmez olma ve karşı takımdaki kişilerin kılığına girme yeteneği var. Spy
                   görünmez olup birisini arkadan bıçaklarsa o kişi ne kadar sağlıklı olursa olsun 
                   bir kerede ölür.Kılık değiştirmenin ve görünmezliğin süre kısıtlaması var tabi 
                   ki. Ve görünmez olduğunuzda bir Pyro 'nun rastgele ateşine yakalanırsanız 
                  yanarsınız.






Sniper sınıfını diğer oyunlardan tanıyoruz. Headshot yaparsa hiç şansınız yok.










             Engineer takımın olmazsa olmazlarından. Teleport girişleri kuruyor, taret üretiyor.
             Taretlere yaklaşmak imkansız. Spylar görünmez olup yaklaşıp  makinalarınızı 
             bozabiliyor. Zamanla nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Spy'ın
             oyunlarına gelmiyorsunuz.









Scout en hızlı koşan sınıf. Hızlı oynamaya alışıksanız ve iyi bir nişancıysanız seçmeniz gereken sınıf. Ayrıca kutsal palamut silahı efsane.









Demoman patlayıcılar konusunda uzman sınıf. Mayın döşeyip bomba atıyor. Mayınları istediği zaman patlatabiliyor.










Sınıfımızı seçtik oyuna başlıyoruz, 

   Bir çok çeşit map ve görev mevcut. Kimi zaman Bir noktayı savunup kimi zaman saldırıda oluyoruz. Bazen iki takım gemilerini varış noktasına ulaştırmak için yarışıyor. Çevre tasarımları basit gözükse de eğlenceli olduğundan insanın içini baymıyor. Bazı konsept serverlar var ortaçağ ve atari oyunu versiyonlarını gördüm. Buralarda görev olmadığından item düşürmek adına vakit geçirebilirsiniz. Oyunda Türkçe dil desteği var. Steam yükleyip ayarlardan Türkçe diline senkronize ederseniz oyun da Türkçe oluyor. Yerli server'larda mevcut ancak yaş grubu düşük olduğundan Avrupa server'larını tavsiye ederim. Takım çalışması mantığı malesef yerli server'larda oturmamış. Herkes kahraman olma peşinde, sağa sola laf atmak ile meşgul.

Son olarak; Free To Play olmasına karşın gayet kaliteli ve oynanabilinir bir oyun. Yüklemek için bir adet steam hesabı edinmeniz yeterli.








11 Eylül 2011 Pazar

The Secret World ve Çıkamayan Betası

 

    Age of Conan'ın yarattığı hayal kırıklığının ardından Funcom firması yine çuvalladı.
26 Ağustos'ta açılması gereken The Secret World betası belirsiz bir tarihe ertelendi. Mmorpg piyasasında
devrim yaratacağı iddia edilen oyunda diğer mmolardan farklı bir çok yenilik var.Örneğin level atlama mantığı yok.Efsaneleşmiş vampir, zombi, kurtadam, mumya gibi yaratık türleri oyunda mevcut. Ancak hepsi kendi memleketinde.Mesela lanetli mumyalar için Mısır'a gidiyoruz, ejderhalarla savaşmak için Çin'e.

Oyuna kayıt olurken  üç topluluktan birisini seçiyorsunuz. 



Dragon grubu yakın dövüş ağırlıklı.
İlluminati grubu ateşli silah ağrlıklı.
Templar grubu ilahi güçlere sahip bir sınıf.

Şekildeki gibi  bir yetenek ağacı var.

  Bu gruplar birbiriyle savaş içinde midir o kısmı bilmiyorum,tüm bunları ne zaman öğreneceğiz
bunu da bilmiyorum.Funcom'da bilmiyor.Teknik problemlerimiz var diyorlar. Öte yandan oyunun sinematikleri gerçekten çok sağlam. Belki oyunları çok iyi olmadan açmak istemedikleri için beta açılmamıştır diye olumlu olasıklar düşündürtüyor insana.

 Sitelerindeki videolardan daha çok ayrıntıya ulaşabilirisniz.

http://www.thesecretworld.com/





15 Ağustos 2011 Pazartesi

Stop Motion Animasyon Tekniği

Stop Motion Nedir?


Sandığımızın aksine çok eski bir 3D film çekim tekniği. Bu teknikle çekilen filmlerde fiziksel nesneler adeta canlıymış gibi kendi başlarına hareket ediyor. Mantığı ise çok basit . Önce objeler yavaş yavaş hareket ettirilerek resimleri çekiliyor. Bu objeler genellikle kilden yapılma oluyor. Çünkü kil şekil vermesi en kolay madde. Kil kullanılarak yapıan bu tekniğe "Claymotion" adı da veriliyor. Bilindik en ünlü örneği King Kong stop motion tarihinin mihenk taşlarından.
Stop motion'un çeşitleri var.



1. Stereoscopic Stop Motion





İlk  kısa Stop motion filmi "In Tune With Tomorrow " 1939 yılında John Norling tarafından çekilmiş .Daha sonra 1955 yılında Paul Sprunck tarafından " Sam Space Adventures" çekilen ikinci kısa stop motion filmi olmuş. Stereo 3D olarak çekilen 3. ve son film olan "The Incredible Invasion of the 20,000 Giant Robots from Outer Space"  Elmer Kaan ve Alexander Lentjes tarafından çekilmiş.


2. Go Motion
  Phill Tippet tarafından geliştirilen bu teknik ilk olarak The Empire Strikes Back (1980), Dragonslayer (1981) ve Robocop filmlerinde kullanılmış. Bu teknikte eski teknikten farklı olarak bilgisayar efektleri de uygulanmış ve daha gerçekçi bir görüntü sağlanmış. Bu teknik sayesinde köşeyi dönen Phill Tippet hepimizin ilk izlediğinde ağzını açık bırakan  1993 yılındaki Jurassic Park filmini de çekmiş.


3. Computer Generated Imagery (CGI tekniği)
  Günümüzde kullanılan bu bilgisayarlı teknik sayesinde artık uzun metrajlı stop motion filmler yapılabiliyor.3D modelleme , animasyon  ve VFX (Visual Effects "görsel efekt") sanatçılarının işine değer katan teknik "gör" ve "hisset " olarak tanımlanıyor. Özellikle çocuk programlarında ve reklam filmlerinde kullanılıyor. Bu teknikler yapılan en popüler film Tim Burton'ın 2005 yılındaki Corpse Bride filmi.






13 Ağustos 2011 Cumartesi

Google+ Oyunları


   Google+ kesinlikle facebook'a ciddi rakip olabilmek için web tabanlı oyunları aktif etmeliydi. Piyasaya ilk çıktığı günden bunun duyurusunu zaten hepimiz görmüştük.
İlk günden beri merakla beklediğim plus oyunları sonunda aktif oldu. Gelelim içeriğe;

   Sitenin üst kısmında bulunan çevreler butonunun hemen yanında şık küçük simgesiyle oyunlar sekmesi görünüyor. Sekmeye tıklayıp girdiğimizde efsane önümüze geliyor.
Her zamanki gibi beyaz temalı sayfa üzerinde kişilerin bildirim görmeden rahatça oyunlarına erişebilmesini sağlıyor google. Ana sayfa ile hiçbir alakanız yok.
Öne çıkan oyunlar başlığı altında açılış sayfanızda önerilerini gösteriyorlar. Altında ki buton "tüm oyunlar" rahatça ufak simgeleri ve logolarıyla gözünüzün içine içine 
ferah ferah batırılıyor. Zaten google'da en sevdiğim şey önünüze milyonlarca buton koymuyor olması. Meraklıysanız tıklayıp, istediğiniz yere giriyorsunuz. Bir diğer güzellikse
Oyun bildirimlerinin farklı bir sayfada açılıyor olması ve kalabalık yaratmıyor olması. Twitter tarzında aldığınız davetler görünüyor ve isterseniz geri bildirim, kötü kullanım
olarak adledebiliyorsunuz. Henüz engel koyulmuyor sanıyorum. Menü dahilinde olmasa da "son oynanalar" bölümü çok daha başarılı. Birbirine benzeyen oyun adlarını karıştırıp 
vakit kaybetmeden oynayabiliyorsunuz. Gelelim oyunlara...

  Henüz çok fazla seçenek olmaması normal. Henüz sınırlı kişiye oyunlar sekmesi açılmış bildiğim kadarıyla ve test aşamasındalar. Şüphesüz ki test aşamasında tek sorun çıkartmayacak
olan ödeme kısmı vardır :). Henüz bir bug ile karşılaşmadım ve oynadığım oyunlar içerisinde klasik dışı diyebileceğim "dragon age legends" var. Bioware web tabanlı oyun yaparsa
böyle olur zaten. Herifler akmış hocam... Single play tadında tam can sıkıntısı gidermelik. Kendi potunuzu yapmadan partinize seçeceğiniz kişiye kadar karar sizin. Bir diğer oyun
zynga poker. Çok iyi be abi! şaka şaka detayını anlatmaya bile gerek yok, bildiğin aç pokerciler için para kotarma oyunu. 

  Dragons of Atlantis, bakın ne diyorum; "katıksız, muhteşem, dibini yalarım onun". Web tabanlı strateji köy möy basıp katletme oyunu. Yalnız öyle sıradan değil. Şehirdeki popülasyonun
mutluluk oranından tutun, keseceğiniz vergi, her yapım için farklı zaman sayımı, kişisel herolar ve kendine özgü dragonunuza kadar unutulmamış, yapılmış. Başlardaki bekleme süreleri az
olduğu için canınız sıkılmıyor ve oyuna bağlanıyorsunuz(iyi taktik). Verdiği görevler sayesinde yatırdığınız parayı geri çıkarma olanağınızda oluyor. İlk başladığınızda zaten
1 hafta dokunulmaz oluyorsunuz. Bu sebeple abanın ekonomiye abanın etraftaki ormanı vesaireyi ele geçirmeye. Her gün size random bir hediye gönderiyorlar buda güzel ve mutlaka 
oynayın diyorum. 
  
 Neticede google+ henüz çaylak ama iyi gözlemci. kendileri de insanların ne istediğinin farkında. Baştan savma ilerlemek yerine sağlam kazık bulmuşlar striptiz yapıyorlar. 
Şimdiden bir çok kişi oyunlara dalmış bulunmakta ve olumsuz yorum görmedim. Vakit buldukça ve istek olursa diğer oyunlarada inekleyip bakıcam. Görüşürüz..


13 Temmuz 2011 Çarşamba

The Witcher 2 : Assassins of Kings İncelemesi



Yoğun bir mmorpg döneminden sonra single player oyunlardan uzaklaşmıştım. The Witcher 2'nin gittikçe popülerleşmesi ilgimi çekti. 13.9 gb boyutundaki oyun güzel bir hikayeye
başarılı grafiklere sahip bir Rpg. Öyle ki olaya kendinizi son derece kaptırıyor, oynarken havalara girebiliyorsunuz. 

Konusu Rivialı Geralt abimiz Kral'a suikast yapmakla suçlanıyor. Doğal olarak  esas katilin peşine düşüyoruz.Bu yolda gittiğimiz köylerde ormanlarda başımıza gelmedik musibet kalmıyor.

Witcher; küçüklükten eğitime alınan yaratıklara karşı savaşmak için yetiştirilmiş büyü kullanabilen insan görünümlü üstün bir sınıf. Normal insanlardan farklı olan sarı gözleri
halkın tırsmasına arkasından  konuşmasına neden oluyor. Çoluk çocuk maytap geçiyor gördüğü yerde.Ah yavrum bir bilse ki köyü yerle bir edecek kudrete sahip olduğunu.

Eğer iyi bir ekran kartınız varsa ayrıntılar, karakter modellemeleri sizi hayran bırakabilir. Kalas kalas hareketler yapan adamlar yok her şey çok insan ergonomisine uygun. Dövüşe girdiğimiz de çok fantastik hareketler söz konusu değil. Üstünden takla attım döndüm koştum uçarak kılıcı sapladım gibi şeyler yapamıyoruz. Bu durum olaya gerçeklik katmış. Ek olarak büyülerimizden kullanabiliyoruz.

Oyunun ilk versiyonunu oynamayanlar için menüler büyüler epey karışık. O sebeple kısaca özetleyeyim neyin ne işe yaradığını.

Ctrl tuşuna bastığımızda önümüze büyü seçenekleri geliyor.İsmiyle icraatı arasında hiç bir bağlantı kuramadığmız Sign olarak adlandırılan bu büyüler şöyle

Aard : En kullanışlı ve hızlı yenilenme süresine sahip büyümüz. Küçük çaplı bir elektrik şoku gibi düşmanı sersemletiyor ve canını düşürüyor. İlerleyen level'larda eğer magic alanında kendimizi geliştirirsek patlama, uçurma etkisi yapabiliyor.

Yrden: Tuzak şeklinde bir büyü. Düşman üzerine bastığında şoka giriyor.(yrden , yerden diyerek aklımda kalmıştı.:P )


İgni:  Ateş püskürtmenize yarıyor. Ayrıca bazı tahta kapıları da açmanıza yarıyor. Kabuklu yaratıklar olan Endrega'lar da çok etkili.



Quen: Bu büyüyle kendinize bir kalkan oluşturuyorsunuz. Size vurulan zararın bi kısmı düşmanınıza yansıyor. Kılıç dövüşü yapacaksanız tavsiye ederim. Bu büyü açıkken diğer büyüleri kullanamıyoruz bir süre.


Axii: Rivia'lı Geralt karakterimizin sinematiklerde bolca kullandığını gördüğümüz akıl kontol eden büyü. Düşmanınız eğer tekse sizden kaçıp uzaklaşıyor. Eğer kalabalıklarsa bir süreliğine sizin tarafınıza geçiyor.



Crtl bastığımızda çıkan meditate menüsünden, yetenek ağacı, potion yapımı - içimi ve karakter özelliklerine ulaşabilirsiniz.
E tuşu blok yapmanızı, 1 ve 2 kılıçlarınızı çekmenizi, space dövüş esnasında yuvarlanmanızı, Z tuşu da etraftaki tuzakları taramanızı sağlıyor.Dövüşte kalabalık bir gruba karşı kaldıysanız spcae tuşuyla yerlerde yuvarlanmak kaçışlarda çok işe yarıyor. Oyunun mekaniğini çözene kadar sağ kalmak gerçekten zor. Otomatik save'lere güvenmeden bol bol save almayı alışkanlık haline getirin. Yoksa çok üzücü durumlar ortaya çıkabilir. Normal modda beni bu kadar zorlayan bir oyunla ilk defa karşılaşıyorum.

Son olarak; zıplayamamak beni biraz rahatsız etti açıkçası. Ormanda engellere takılmak yerine atlayabilseydik üstünden güzel olurdu. Adamlar koskocaman oyun yapmış vardır bir bildikleri herhalde..

Oyunun atmosferi güzel ve detaylı, müzikler muhteşem olmuş. Soundtrack albüm linkini bulursam paylaşacağım yakın zamanda. Oyunun 16 farklı sona sahip olduğu söyleniyor. Yani söylediğiniz her söz kaderi değiştiriyor.Ben efendi witcher olma yolunu seçtim.




30 Haziran 2011 Perşembe

Google Plus’ta göze çarpan ilk özellikler



Circle olayı çok başarılı. Facebook’ta ki arkadaş grupları oluşturmaya benziyor. Ancak Facebook’ta duvar paylaşımlarını  gruplara göre ayarlayamıyoruz . Google Plus’ta her gönderi paylaştığınızda kimlere görünmesini istediğinizi soruyor. .Bir kişiyi birden fazla çevreye ekleyebiliyorsunuz.

Fotoğraf  eklemek albüm oluşturmak çok hızlı. Flash fotoğraf galerisi göze hoş geliyor. Fotoğraflar küçültülmeden gösteriliyor.

Web üzerinde +1 verdiğiniz paylaşımlar profilinizde listeleniyor. Aramalarda ilginizi çekecek şeyler üst sıralarda çıkıyor.

Paylaştığınız bir yazıyı daha sonra geri dönüp düzenleyebiliyorsunuz.

Arkadaşlarınızla site üzerinde görüntülü konuşabiliyorsunuz. Konferans şeklinde mesajlaşma yapılabiliyor.

Konular kısmına ilgi alanları ekleyip, web genelinde güncel bir şekilde takipte bulunabiliyorsunuz.

bu yazı güncellenecektir :)



28 Haziran 2011 Salı

The Vampire Diaries



  Öncelikle söyleyeyim ki twilight-sever değilim. Vampirin bir tavuğa…pardon bir insana aşık olmasını hiç romantik bulmuyorum. Yakın arkadaşımın önerisi ve yoğun ısrarları üzerine, vampir temalı dizi ve filmlerden pek haz etmesem de bir bölüm izleyeyim fikrim olsun diyerek başladım bu diziye.
Dizi, LJ Smith’in yazdığı romandan uyarlama. Dizi Twlight sonrasında çekildi ama kitap Twilight serisinden çok önce yazılmış. Diziyi izlerken Stephenie Meyer ablamızın Twilight’ı yazarken nereden esinlendiğini görüyoruz. Çalmış demiyorum kesinlikle esinlenmiş. Dizi içinde de sık sık gönderme yapılıyor Twilight’a. Ancak dizinin oyuncularından Nina Dobrev başarılarını Twilight filmine borçlu olduklarını söyledi. Malum vampir popülerliğinin tavan yapmasının sebebi.

  Esas kızımız Elena Gilbert (Nina Dobrev ) 17 yaşında ailesini yaz tatilinde geçirdiği kazada kaybetmiş, kardeşi ve teyzesiyle birlikte Mystic Falls’ta yaşıyor. Daha sonra okula kanaatimce pek bir tipsiz olan Stefan Salvatore (Paul Wesley) geliyor. Kızımız hemencecik aşık oluyor köşe surat vampirimize. İlk kısımlar biraz sıkıcı bu sebeple. Taa ki Stefan’ın abisi Damon Salvatore olaya dahil olana kadar. Ian Somerhalder’ın canlandırdığı karakter hikayenin tadı tuzu izlenme sebebi. İlerleyen kısımlar da Elena’ya olan ilgiye geçmişten gelen bir takıntının sebep olduğunu görüyoruz ve mantıklı bir sebep olduğu için izlemeye devam ediyoruz. 

 Toplam 2 sezon (33 Bölüm). Yeni sezon 15 Eylül 2011’de başlayacak.


En güzeli;
 parlayan vampirler yok ! 


3.sezon setinden ilk fotoğraf...




1 Mayıs 2011 Pazar

Kore Dizileri !


İki gün önce " haftalık takip ettiğim dizilerin yeni bölümleri çıkmış mıdır acaba?" diye sitelere göz atarken çıkmadıklarını gördüm ve arka arkaya bölümleri eklenmiş bir kore dizisi gözüme ilişti baktım ki birsürü yorumlar verilmiş artı oylar , büyük ilgi var azizim. Dedim ki eksik kalmayayım bir tecrübe edeyim. Hayatımda hiç Kore yapımı dizi izlemedim demeyeyim dedim...demez olaydım..

Koreliler görüntü olarak ne japonlar kadar çekik gözlü ve uzun suratlı ne de çinlililer kadar yuvarlak hatlı yüzlere sahipler. Bana mı öyle geldiler bilmiyorum ama aşırı sevimliler. Artık bir bakışta bu üç milletten insanı şıp diye tanıyabilirim. Dolayısıyla hiç bi Japon onu Çin'li sandığım için bana trip atamaz. Korelileri Japon sansam hoşlarına gidebilir belki, pek bir hayranlıkları var Japonya'ya karşı. Tabi ben bu üç milletten insanı nerede bir arada göreceksem... (neyse konumuza dönelim) Nitekim bu sevimli görünüşlü insanların ağlamaları ve sevinmeleri sizi öyle derinden etkiliyor ki sırf sevindiklerini görmek için bir sürü bölüm izleyebiliyorsunuz. İlk izlediğim kore dizisi "Personal Taste" orjinal ismini öğrensem de doğru telaffuz edemeyeceğimden aramadım bile. Kore yapımı diziler hakkında yaptığım kısa araştırma sonucu öğrendim ki pek tutulan bir dizi bile değilmiş. Bunca acıtasyonun daha kralını hayal edemiyorum.

Personal Taste hakkındaki yorumlarım



Dizide birbirinden "adi şerefsiz herif" iki tane herif var (seviyemi düşürebilirim dizi yorumu yapıyorum sonuçta). Bu adiler esas kızımıza kazık üstüne kazık atıyorlar. Sonra olaya esas oğlan dahil oluyor. Esas oğlanı canlandıran oyuncu da bu dizi alemin de çok tutulan koreli kızların adeta çılgın attığı* Le Min Ho. Bana göre doğuştan fotoşoplu bu Koreli erkekler yakışıklı olmaktan ziyade güzeller. Kızların bu kadar ayılıp bayılma sebepleri de hikayedeki bütün harika şeyleri Le Min Ho'nun yapıyor olması. Duygusal, düşünceli, zeki gibi tüm olması gereken nitelikler bir karakterde toplanmış. Esas kızımız da ise eksi özellikten bol bir şey yok. Bu durum esas oğlana bir harika özellik daha katıyor: "sevdiğini eksikleriyle sevebilme"yetisi. Bir de entrikacı, güzeller güzeli kızımız var tabi olmazsa olmaz. Her çeşit karakter konulmuş diziye başarılı bir şekilde. Paris Hilton'un uzak doğu şubesi bile mevcut. Fazla yormayan sevimli de bir konusu var. Diğer kore dizilerinin de bu şekilde olacağını tahmin ediyorum ve izlemeyi düşünmüyorum. Bir şekilde merak edip bi kore dizisi izleyeyim diyecek olursanız tavsiye ederim. Sebebi de yukarı da yazdıklarım değil, dizinin 16 bölümlük kısa bir seri olması..

Konuyla ilgili ama paragrafa dahil olamayan kısa düşüncelerim:

1) O kadar bölüm izledim bi tane korece kelime öğrenemedim. Tüm karakterlerin ismini say deseniz onu bile yapamam

2) Esas kız olan Park Gae In (okunuşu: pağk gen şii) reel dünya da en haz etmedğim kız tipidir. Beni çok sinir etti.

3) çılgın atmak : delirmek , kendini parçalamak, çatıya çıkıp "ay lav yu castin bibeeeer ! "diye haykırmak gibi şeyler anlamında özet amaçlı kullanılmıştır.

4) Her ne kadar sıradan espriler olsa da çok güldüm izlerken özellikle gay mevzularına.




11 Nisan 2011 Pazartesi

Pek güzel...

wallpaper sitesi buldum. Özellikle animeler açısından epey zengin.




7 Nisan 2011 Perşembe

The Sims Medieval İncelemesi








Açıklandığı günlerden itibaren sürekli merakla bekledim bu oyunu.Yavaş yavaş ineternete verilen videoları ve ekran görüntüleri beklentilerimi oldukça arttırmıştı.Sims 3 teki özelliklerin ortaçağ dünyasına uyarlanmış bir versiyonu olduğu fikrine kapılmıştım. Oyunda wizard, cleric, knight olabildiğimiz açıklandığında bunların günümüz mesleklerine alternatif olarak getirildiğini düşündüm.

Ancak oyun çıkınca gördüm ki hiçte hayal ettiğim gibi değil.
Müzikler şahane ona laf yok. Hatta şu linkten indirebilirsiniz

Nedir peki beni hayal kırıklığına uğratan özellikler..

Özgür değiliz...

Oyunda görevler var ve sadece görevlerin alakalı olduğu karakterleri oynayabiliyoruz. Karakterleri bizim oluşturmamıza fırsat tanımışlar. Ama kıyafet ve saç modeli kıtlığı var.İçimize sinmeyerek bir tane oluşturup, oyun moduna geçiyoruz. Görevlerden birini seçip oynamaya başlıyoruz. Binaların dış tasarımlarını elleyemiyoruz. Eşyalarda çok az ve fonksiyonsuz.Renk değiştirme özelliğiyle çeşitli kombinasyonlar yapabiliyoruz. Sanırım bu şekilde çeşitlilik olacağı çözümüne gitmişler. Zaten bu özellik sims3'te de vardı. Bu açıdan oyun sims fanlarına hitap etmiyor.Peki çok mu rpg'ye kaçmışlar? tabi ki de hayır.Bu oyun iki türün arasında birşey olmuş. Kamera konusunda da özgürlük kısıtlı. Binaların içini barbie evi mantığıyla görüyoruz. "360 derece çevir duvarlar kaybolsun ohh misss ferah ferah " durumu yok. Karakterle aranıza duvarlar, ağaçlar girebiliyor.


Mutlu aile tablosu???

Yok öyle birşey. Aile ilişkileri olsun, sevgili ilişkileri olsun oldukça yüzeysel ve basit. Görevleri yapmaya odaklanılmış.


Şöyle bi rahat yatak olsada uyusam...ama olmasa da olur.

O kadar görev arasında eğlence, konfor gibi ihtiyaçlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. İki çeşit ihtiyaç barı var. Açlık ve uyku. Wizard'ın meditate seçeğiyle uyku ihtiyacını daha kısa sürede giderebiliyorsunuz.En zevkli karakter de o zaten.


E bari şehrimizi planlasaydık...

Görevler zevkli ve sürükleyici.Görev yaptıkça saygınlık kazanıp yeni binalar dikebiliyorsunuz. Tabi onların da yerleri belli. Wizard tower buraya, tavern şuraya diyor.Her kurduğunuz binanın kendi hero'su var. Onlarlada görevler yapabiliyorsunuz. Görevlerin bazıları çok karışık. Açıklamaları da yok. Çarşı pazar gezip çözmeniz gerekiyor.Bu esnada görev süresini aşarsanız karakteriniz işlerini yapmadığı için idam ediliyor.

Sonuç olarak

Bir umutla bütün görevleri yaptım.Bütün binaları açıp karakterleri 10 levela getirdim. Görevler bitince " tamam artık oldun sen diğer etaba geçebilirsin" dedi.Bi 60 görevlik bölümün kilidi kalktı. Dünya yakışıklısı 10 level Knight'ım memleketinin topraklarını ve çoluk çocuğunu terk ederek yeni bi krallık kurdu. Ancak oyundaki saçmalık şu ki, eski krallığa komşu değilsiniz. Direk onun üstüne kuruyorsunuz.Ve aynı görevler tekrar önünüze geliyor.
Biraz zaman geçirmek için güzel ve eğlenceli ama sadece çok kısa bir süre için..Sims3 yükleyip oynayın daha iyi.