Ads 300 x 250

Lemur'dan Noodle Tarifi

Kore stili noodle efenim.

The Cave incelemem.

Monkey Island geliştiricilerinin kurduğu Double Fine şirketinden harika bir bulmaca oyunu.

Güle güle Msn

Efsanenin sonu.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

14 Aralık 2013 Cumartesi

Lemur'dan Kore Usulü Noodle Tarifi

 

Noodle makarnanın değişik bir türü. Pişirildiğinde makarnadan biraz daha yumuşak ama makarna kadar kolay parçalanmayan bir hal alıyor. Çorba gibi sulu ya da isteğe göre susuz yenilebilir. Fazlaca doyurucu. İçine damak tadınıza uygun sebzeleri ekleyebilirsiniz. Benim yaptığım noodle orjinaline göre daha az baharatlı. Koreli bir tariften çevirip denedim. Dikkaaaaat yazıyorum !

Bu tarif;
 2 kişi için 
 Zorluk derecesi: basit 
 Süre: el çabukluğuna göre 15 - 20 dakika  

Malzemeler;



1 adet tavuk göğüsü
2 adet orta boy soğan
2 diş sarımsak
1 adet tatlı kırmızı biber
1 adet yeşil tatlı biber
1 adet havuç
2 adet taze soğan
(isteğe bağlı haşlanmış mısır, marul, salatalık, acı biber de koyabilirsiniz.)




Baharatlar: (isteğe göre)


Karabiber
Köri
Zencefil
Safran




Noodle paketinin yarısı 2 kişi için yetiyor. Gözünüze az gelip hepsini atmayın. Pişince şişiyorlar. Ertesi güne kalırsa da pek güzel olmuyor.

Yapılışı:





Öncelikle sebzeleri ve tavuğu jülyen diye tabir edilen stilde ince uzun doğruyoruz.

3 tane noodle tomarını kaynar suya atıp 6 dakika haşlıyoruz. Gözünüze az gelebilir ama pişirince baya çok oluyor. Ayrı bir tavada ince ince kıydığımız soğanları kızdırdığımız az zeytinyağında kavuruyoruz. Soğanların çabuk ölmeleri için biraz tuz atabilirsiniz.







Üstüne tavukları ekliyoruz, çevirmeye devam ediyoruz. Tavuklar suyunu salınca sebzeleri ve baharatları ekliyoruz. Baharat konusunda köriye dikkat etmeliyiz. Çünkü tadı çok ağır bir baharat. 1 çay kaşığı yeterli olacaktır.

Çok az soya sosu katıp bir iki karıştırıp kapağını kapatıyoruz. Kısık ateşte buharıyla ve suyuyla pişiyorlar. Suyun buhar olmaması gerekiyor.






Haşlanan noodle'ın su oranını istediğiniz kadar ayarlayıp, hazırladığımız sulu sebzeli tavuklu karışımı üstüne ekliyoruz. Bu aşamada tekrar soya sosu ekliyoruz. Yemeğe hiç tuz katmadık çünkü soya sosu zaten tuzlu.

Kısık ateşte kapağını kapatıp 10 dakika pişiriyoruz. 










Afiyet Olsun ^^


2 Şubat 2013 Cumartesi

The Cave Hakkında






  Monkey Island geliştiricilerinin kurduğu Double Fine şirketinden harika bir bulmaca oyunu. Göz yormayan grafiklere, kimi zaman "nasıl nasıl nasııııııııııll !!" diye çıldırtarak eğlendiren, eğlendirirken düşündüren zorluktaki problemlere sahip. Oyuncuların yorumlarına göz gezdirdiğimizde Trine 2 ile karşılaştıranlar epey fazla. Trine serisi görselliğiyle ön plana çıkan daha sanatsal oyunlar olarak kabul edilebilir, ancak hiçbiri beni The Cave bulmacaları kadar zorlamamıştı. Trine'dan en büyük farkı her şey gözünüzün önündeki sahne içinde değil. Bazen bir aşamayı geçmek için ihtiyacınız olan obje 2 alt katta olabiliyor. Oraya gitmek içinde uygun karakterin yeteneğini kullanmanız gerekebilir.


  7 tane farklı yeteneklerde karakter mevcut. Mesela Monk telekinezi yaparken, Time-traveler duvarlardan geçebiliyor. Oyuna başlarken 3 tane karakter seçebiliyorsunuz.Başladığınız oyun onların yeteneklerine göre şekilleniyor, kuruluyor.Yani tüm bölümleri görebilmek için oyunu 3 defa bitirmeniz gerekiyor. (3+3+1(eskilerden 2 karakter)) Her defasında da  farklı bölümler sıralanıyor. Konuşan mağaranın seslendirmesine bayıldım diyebilirim. Evet mağara konuşuyor. Esprili bir anlatım var. Karakter tasarımları sempatik.  Benim gibi casual oyuncu sınıfına dahilseniz oyunu 2 günde bitirebilirsiniz.Kısa olmasına rağmen dolu dolu bir oyun olmuş.
 Bu tür oyunları seviyorsanız ya da merak ediyorsanız kaçırmayın derim.




10 Kasım 2012 Cumartesi

Güle güle MSN



 Her şey icq ile başlamıştı benim için.Açılışında çıkan tren sesini ilk duyduğunda ürkmeyen yoktur herhalde. O zamanlar mail adresi değil,  kişilere ait sayılar vardı. Rastgele ekleme talepleri geliyordu onlarca." Asl pls ?" o günlerde ortaya çıkmıştı. Sonra herkeste var diye mail adresi aldım, messenger denen programı keşfettim. Gün için görüştüğüm okul arkadaşlarımla üstüne birde msn'de sabahlara kadar konuşurduk. Görmemişlik işte. O zamanlar çok eğlenceli geliyordu. Msn ifadeleri biriktirmeye başladık. Ayrıca keyloggerları bilgisayarımıza almanın en kolay yolu olduğunu öğrendik. Resimlere, şarkılara gömülü virüsgiller ile kolayca şifrelerimize ulaştılar. İtiraf edeyim nasıl olduğunu merak edip bende yolladım bu virüslerden zamanında. Yıllar geçtikçe, yeni sürümler çıktıkça listedeki yeşil adamlar griye dönmeye başladılar. Yeni gelen özelliklerden "çevrimdışı görün" gelince delikanlılık bozuldu iyice. 

 -Sen beni engelledin mi? Hiç online olmuyorsun 
- Olur mu ya zaman bulup açamıyorum msn filan :/
  Son darbeyi Facebook vurdu. Live Messenger kullanıcıları neden on yerde online olalım dediler. Ben mesela Skype yükleyip Facebook ile senkronladım. Tek yerden yazıyorum pratik oluyor. Ses, görüntü kalitesi de diğer programlara nazaran daha iyi.


 Veee en sonunda eski Msn Messenger yeni adıyla Live Messenger'ın 2013'ün başlarında kapatılacağı açıklandı.  Kullanıcılar mail adresleriyle Skype üzerinden oturum açabilecekler. Hatta bu özellik son Skype sürümünde mevcut.Yeni nesiller " msn var mı?" sorusunun manasını bilmeyecekler. Arada özlem gidermek için Çin'e gidebilirsiniz. Çünkü bir tek orada devam edecek. Bunun sebebi Çin'de Facebook'un yasak olması olabilir. 


5 Kasım 2012 Pazartesi

Laptop Batarya Kullanım Süresi ve Şarj Ömrü Uzatmanın Yolları

   Bir çok kişinin sahip olduğu, dizüstünü işlevinden uzaklaştıran bir sorun pil ömrü. Bir yıldan kısa sürede yanlış kullanım sonucu şarjlar az dayanır hale geliyor, gittiğimiz yerlerde "priz var mı yakınlarda ?" diye sorular sormamıza neden oluyor.Bu sorundan muzdaripseniz artık çok geç. Yeni bir pil almanız, bundan sonra dikkatli olmanızda fayda var. 

Şarjınız tam doluyken prizde kullanmayın. Bilgisayarınızı mümkün olduğunca batarya ile kullanın.

Ekran parlaklığını iyi ayarlayın. Çok parlak ekran şarjın daha çabuk bitmesine sebep olur. (denetim masası > güç seçenekleri )

Kullanmıyorsanız wi-fi ve bluetooth'u kapatın.

Uzun süre şarjda bırakmamaya özen gösterin.

Arada batarya üzerindeki pis temas noktalarını alkol ile temizleyin.

Arka plan programları ve ekran koruyucu kullanmayın. Bunlar gereksiz cpu kullanımına dolayısıyla şarj ömrünü kısaltmaya neden olur.

Usb cihazları ekstra güç kullanımına neden olur. İhtiyacınız yoksa çıkartmayı unutmayın.

Denetim masası > güç seçeneklerinden bilgisayarınızı kullanmadığınızda beklemeye alacak, bir süre sonra kendisini kapatacak şekilde ayarlayın.

Bataryayı kullanmadan önce %100 şarj edin.

Bataryayı yüksek sıcaklık ya da dondurucu soğukluktaki ısılara maruz bırakmayın.

Oyuncular için özel üretim olanlar hariç laptoplar oyun oynamak için değildir. Donanımın aşırı ısınmasına ve güç harcamasına neden olur.

Serin ortamda dizüstü daha verimli çalışır. Yanlarda bulunan fan havalandırma deliklerini temizleyin.

Bilgisayarınız fazla ısınıyorsa laptop soğutucu kullanın.

Müzik dinlerken mümkün olduğunca kısık seste dinleyin.


Programların otomatik kaydetme özelliği her ne kadar çok güzel bir özellik olsa da şarjın hızlı tükenmesine neden olur.

Batarya şarjını %5'in altına indirmeyin. Batarya arızalarının çoğu bu sebeple olur.

Bilgisayar çalışırken batarya çıkarma - takma işlemi yapılmamalıdır.

Bilgisayarı ilk kullandığınızda %100 şarj edip, %5'e kadar deşarj edin. Sonra tekrar %100 şarj edin.Bir süre bu şekilde kullanın.


1 Kasım 2012 Perşembe

Windows 8'e merhaba diyelim

    Geçtiğimiz hafta Windows 8 satışa sunuldu. Betasını test eden kullanıcıların büyük çoğunluğu olumsuz yönde yorumlarda bulunmuştu. Değişen tasarımın kullanışlığı konusunda hem fikir olmuşlardı. Ancak beta bir çok özelliğin kapalı olduğu bir sürümdü. Sadece tasarımı göstermek amaçlı.

  Betasını test etmemiştim, Microsoft'a da Vista faciasından dolayı pek güvenmiyordum. Ama 29tl'ye sisteminizi yükseltin yazısını görünce dayanamadım. Formu doldurup, saniyeler içinde promosyon kodumu e-mail  ile aldım. Aynı mailde linki verilen installer ile sisteminizi indirip kuruyoruz.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Uzun aradan sonra

Yazmayalı çok şeyler oldu :)

 Beklenilen iOS 6 kullanıcıyla buluştu. Benim için hayal kırıklığı oldu. Youtube ve Google ile anlaşmayı bozmaları Apple için hiç iyi olmadı. Apple'ın kendi haritasında aradığınız hiç bir yeri bulamadığınız gibi, yanlış yönlendiriliyorsunuz. Kendileri de bunun için bir özür duyurusu yayınladılar. Buna karşılık Google'dan hala geç değil tekrar anlaşabiliriz şeklinde bir talep geldi. Apple şuan için geri adım atacak gibi görünmüyor.

13 Haziran 2012 Çarşamba

iOS 6 Güncellemesi Sonbahar'da


  

  Apple, 11 Haziran’da başlayan ve 15′ine kadar devam edecek olan, Worldwide Developers Conference (Dünya Geliştiriciler Konferansı) ‘da yeni mobil işletim sistemi iOS 6 ‘yı resmi olarak duyurdu. Güncellemenin yayınlanma zamanı ise Sonbahar.


5 Haziran 2012 Salı

Diablo 3 ve Eksileri Üzerine...




  12 yıl beklenilen Diablo III..Rekor kıran  ön satış, gözü dönmüş fanlar, kapışılan ve en sonunda 1000tl’den karaborsaya düşen  Collectors Edition’lar. Diablo beklediği ilgiyi fazlasıyla gördü. Peki oyun gerçekten bu ilgiyi hakediyor mu? Blizzard sana çok laflar hazırladım diyerek başlamak istiyorum. Oyunun artılarından çok  problemli kısımlarına değineceğim.

1 Nisan 2012 Pazar

iPad kısayolları




iPad sade bir görüntüye sahip görünse de kullanımını kolaylaştıran bir çok kısayol özelliklerine sahip. 

iPad'te ekran görüntüsü (screenshot ) almak isterseniz, üstteki kilitleme tuşuyla home tuşuna aynı anda basın. Ekran görüntüsü fotoğrafların içine kayıt olur.

Bir çok uygulama arasında hızlıca geçiş yapmak için, 4 parmağınızı aynı anda ekrana değdirip 2 saniye bekletip hızlıca sağa ya da sola çekin.

Şarjın daha çok dayanması için, home tuşuna çift basın, bir uygulamanın üzerine parmağınızı değdirip bekleyin, resimlerin solunda çıkan kırmızı işaretlere basıp uygulamaları kapatabilirsiniz. Tekrar home tuşuna basarsanız kırmızı ünlemler silinir.

15 Şubat 2012 Çarşamba

Game Maker 2D ile Oyun Yapmak





     Bilinenler arasında programcı olmayıp en kısa yoldan tabiri caizse "mario tipi" oyun yapabileceğiniz en iyi program olarak Gamemaker'ı öneririm. Sadece program içindeki araçların işlevlerini öğrenmeye ufak bir zaman ayırmanız yeterli. İnternette'de programla ilgili bir sürü kaynak, hazır kodlar mevcut. Basit 2d oyunlar, bulmacalar, hatta multiplayer özellikli, arkadaşlarınızla eğlenebileceğiniz oyunlar bile yapabilirsiniz



13 Şubat 2012 Pazartesi

Kingdoms of Amalur : Reckoning inceleme





Bugünlerde oyun listelerinde hızla yükselen bir action rpg oyunu.  Skyrim’in tahtını sallamaya aday iddialarıyla piyasa çıkartılması herkeste merak uyandırdı. Beklentiler yükseldi. Dünya çapında incelemelerde yüksek puanlar alıyor. Peki Kingdoms of Amalur gerçekten de yılın oyunu olabilecek mi?


12 Şubat 2012 Pazar

Autodesk Maya



7 Ocak 2012 Cumartesi

Netbook İçin Oyun Rehberiniz



Kim demiş Netbook'ta oyun oynanmaz diye!!

   Bu hafta geçirdiğim ağır hastalık sonucu masaüstü bilgisayarımdaki oyunlarımdan uzak kalma sebebiyle, Netbook'a uyumlu oyunlar ile ilgili küçük bir araştırma yaptım. Ortalama 1.30 - 1.66 ghz arası hızda Atom işlemciye sahip, Ram 1-2 gb arasında değişen, kendini kurtaran grafik donanımına sahip teknoloji harikası mini minicik bu 10 inç ekranlı Netbook'larımızda oynayacağımız oyunlar, 2000-2002 yıllarında severek oynadığımız oyunların neredeyse tümünü kapsıyor. Ben aradan  hoşunuza gidecekleri listeleyeceğim.

15 Aralık 2011 Perşembe

TRINE 2 İncelemesi




   Finlandiyalı Frozenbyte firmasından çıkmış, mükemmel  grafikleriyle  ağızları açık bırakacak bir bağımsız platform/bulmaca oyunu. Öyle ki adeta bir masalın içindesiniz.  1.45 gb olan düşük boyutuna rağmen detaylar, arkaplandaki derinlik, gerçeklik hissi, karakterlerin hareketleri, renklerdeki canlılık, suların yansıması, fizik kurallarına uygun hareketler ve mekanların dizaynı gerçekten beklediğimin  çok üstünde. Öğrendim ki 2009'da çıkan ilk versiyonunu oynayanlar alışkınlarmış bu görsel şölene. Limbo'yu keşfedene kadar bu tarz oyunlara ilgim olmadığımdan malesef daha önce Trine'ı hiç duymamıştım.

13 Aralık 2011 Salı

LIMBO incelemesi

 


2D oyunlar hakkındaki tüm ön yargılarınızı bir kenarı bırakın..Playdead'in 1 milyondan fazla satan Limbo'su bir oyun olmaktan çok öte bir sanat şaheseri tadında. Siyah, beyaz ve gri tonlarındaki bu yapıt sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor!

   Öncelikle Limbo'nun kelime anlamından kısaca bahsedeyim. Hristiyan inancına göre Hz.İsa'dan önce doğanların, dolayısı ile vaftiz edilemeyenlerin gittiği cennet-cehennem arası yere verilen ad. İslam inancındaki Araf gibi.  Oyunun konusu tam da burada geçiyor. Ancak alışılmışın dışında karanlık, korku ve yalnızlık dolu bir yer olarak betimlenmiş.


   İsmini bile bilmediğimiz parlak gözlü küçük kahramanımız kız kardeşini arayan bir erkek çocuğu. Bunu oyunu oynarken değil, açıklamalarını okuduğumda öğrendim. Limbo size konuyu vermiyor, direk yaşatıyor.  Hikayenin, oyunun başında ve içeriğinde fazla işlenmemiş olması "mekanlar ve olaylara istediğiniz anlamları yüklemekte özgürsünüz" mesajı veriyor. Kimimizin fobilerini, kimimizin içinde yaşadığı soğuk yalnızlık hissini yoğunlaştırılmış bir şekilde tecrübe ediyoruz.

   Limbo tabi ki bir psikolojik gerilimden ibaret değil. Başta kolay başlayıp gittikçe zorlaşan, fizik kuralları ağırlıklı bir bulmaca oyunu. Yön tuşları ve ctrl tuşuyla oynanıyor. ctrl ile objeleri taşıyıp, halatlara tırmanıp, butonlara basıp bir takım durumları aktif edebiliyoruz. Tuzaklara takılmadan yolu bulmak bir süre sonra sizi delirten tekrarlara sebep oluyor. Oyun ilerledikçe refleksleriniz devreye giriyor. Doğru zamanlayı tutturmak, doğru yerlere basmak gerekli. Bazen sonrasını tahmin ederek aktif ettiğiniz  buton tam aksine ani  bir süprizle yerinizden sıçramanızı sağlayabiliyor.


   Limbo 3D aşmış grafikler ve renklere sahip olmadığından kan ve ölüm efektleri çok da sarsıcı değildir gibi düşünebilirsiniz. Bir bakıma doğru, çünkü şiddetten çok dram hakim. Ölüm sahneleri sesler ve görüntüler ile öyle başarılı desteklenmiş ki bir süre sonra rahatsız etmeye başlıyor. Bu denli etkilemesinin sebebini oyunun siyah beyaz oluşu, bu sebeple insanın sahneleri beyninde tekrar canlandırıp eksik yerleri kusursuz bir şekilde tamamlamasına bağlıyorum.


    Limbo her oyunseverin yaşaması gereken bir deneyim. Son kısımlarda bulmacayı çözüp bir sonrakine geçtiğiniz de inanılmaz mutluluklar yaşıyorsunuz. Oyun bittiğinde ise bir film izlemiş ya da bir rüyadan uyanmış hissi yaşıyorsunuz. Yani pek de bitmiş gibi gelmiyor. Etkisi bir süre daha devam ediyor.

Oyunun Steam'den bedavaya demosunu oynayıp, satın alabilirsiniz
Steam Linki


8 Aralık 2011 Perşembe

The Elder Scrolls v: Skyrim İncelemesi




Kısaca konusundan bahsedersek;
    Oyun Tamriel kıtasının kuzeyinde kalan Skyrim'de geçiyor. Skyrim kralının öldürülmesi sonucu ortalığın karışması, imparatorluğun egemenliğine karşı ortaya çıkan bağımsızlık yanlısı isyancı grup Stormcloaks'lar, çakal komşu Cyrodiil'in tehditleri  bir yandan da gerçekleşme yolundaki Alduin kehaneti olayları karmakarışık bir hale getirir. Alduin yıkımın tanrısı olarak anılan bir ejderdir. Kehanete göre insanları bu durumdan bir Dovahkiin yani Dragonborn  kurtaracaktır.Halk umutla bu kahramanı beklemekte, adına türküler yakmaktadır.

Grafik ve ses

 Karakter yaratma ekranı basit ve ayrıntılı. Karakterimizin fiziksel özelliklerini istediğimiz şekle getirebiliyoruz. Ancak bu kısımda fazla oyalanmamanızı tavsiye ederim zira oyun içinde  üstüne başınıza aldığınız zırh ve başlıklardan özenle tasarladığınız karakterinizi görmeniz imkansız olacak.
Seçtiğiniz ırk kendine has bazı artılar ve eksiler getiriyor.Ben savaşçı ve dengeli olan Nord ırkını seçtim. Irklar güç, hız, büyü, gizlilik yeteneklerini etkiliyor.
         Oyun için de hangi alana yönelirseniz o geliştiği için çok da önemli farklar değil.




   Oyun içinde karakter animasyonları biraz yetersiz kalıyor. Örnek vermek gerekirse Assasins Creed'teki  o insancıl yumuşak hareketler söz konusu değil. Bu konudaki eksiği seslendirmeler  ve diyaloglar kapatıyor. Öyle ki her npc farklı farklı tipine göre seslendirilmiş. Büyü ve kılıç sesleri, ejder çığlıkları, gerilim yükseldikçe artan, şehirde aylak aylak gezerken yumuşayan  müzik oyuna bağlayıcı etkenlerden. Ayrıca şehirdeki bard'lara istek şarkı bile yapabiliyorsunuz. Oyunun en popüler şarkısı tabi ki Dragonborn.


   Bir diğer hoşuma giden özellik de hava dinamiği oldu. Yağmur, kar ve bunların rüzgarın yönüne göre olması, yükseklere çıktıkça havanın sertleşmesi, gece gündüz döngüsü sizi o dünyanın içinde hissettiriyor.

 
    Grafiklerin pc'nizi fazla zorlayacağını tahmin etmiyorum. Ortalama bi ekran kartıyla oynanabilir. Oyun açılış penceresinden ayarlarınızı yapabilirsiniz.
    Skyrim görsel açıdan çok zengin. Şehirlerin yapısı mimarisi birbirinden farklı. Hatta gittiğimiz zindanlar bile birbirinden farklı atmosfere sahip. Kocaman bir harita söz konusu olduğunda böyle bir farklılık yaratmak çok büyük başarı. Şehirlerle ilgili tek sıkıntı sokakların fazla boş olması. Tabi soğuk memleket herkes evde ateşin başında battaniye ile oturuyor olabilir.

Gelelim görev sistemine..
    Ana görev dışında çok fazla yan görev var. Bethesda görevlerin hiç bitmediğini, oyunun kendi kendine sizi hiç gitmediğiniz bir noktaya gönderen görevler ürettiğini söylemişti. Biz de yok artık demiştik. Doğruymuş.Görevlerin sonu yok gibi.
   Görev hususunda son olarak uyarmalıyım ki bir göreve giderken "aman bir şu dağa çıkayım", "aaaa kelebek toplayayım", "aaa pusula bir şeye yaklaştın diyor gidip bakayım "  derken saatler geçiyor.  Oyunda bir takım gruplar var Thieves guild, Stormcloaks, Darkbrotherhood gibi. Bu tip gruplara katılırsanız eğlenci görevler yapabilirsiniz. Çok para kazanabilirsiniz.

J tuşuna basıp tüm görevleri görüp izlemeye alabilir, görevin üstündeyken M'ye bastığınızda haritadaki yerini görebilirsiniz.



Meslekler 


   Çevreden topladığınız çer çöp  ot odun, öldürdüğünüz ejderhalardan düşen kemik, deri gibi malzemelerle kendinize zırh, kıyafet yapabilirsiniz. Yiyecek malzemeleriyle yemekler, otlarla iksir ve zehirler hazırlayabilirsiniz. Bulduğunuz pembeli morlu taşlarla silahınızı güçlendirebilir, işinize yaramayacak bir silahın sihirli gücünü, onu kırıp öğrenebilirsiniz. Daha sonra öğrendiğiniz bu gücü işinize yarayan silah ya da zırhınıza ekleyebilirsiniz.


Yetenek 


  Büyü güçleri etki, yıkım, iyileştirme, illüzyon gibi kategorilere ayrılıyor. Shout adı verilen ejder işi büyüleriniz var. Göreve gittiğiniz her hangi bir yerde bu büyüleri duvardaki yazılardan öğrenebilirsiniz. Toplam 20 tane shout var. Yeni öğrediğiniz shout'ları  öldürdüğünüz ejderhaların  ruhlarını  kullanarak aktif edebilirsiniz

Her level'da 1 adet perk adı verilen yetenek puanı alıyoruz. Yetenek ağacı tüm oyunlarda olduğundan çok farklı, benim çok hoşuma gitti. Perkleri istediğimiz yeteneğe veriyoruz. Her level'da mana, stamina, health seçeneklerinden birisine puan veriyoruz. Alıştığımz dex int will gibi ince ayarlar yok. Stamina'ya verdiğiniz puan ağırlık taşıma kapasitenizi de artırıyor.

Çok yardımcı bilgiler...


  Haritada karşımıza çıkan guardian stone'lar bize artı özellikler sağlıyor. Sadece bir tanesini aktif edebiliyoruz. Riften'daki tapınak arkasında kalan stone üzerimizdeki bütün kötü etkileri ve kutsamaları kaldırıyor. Vampire dönüşmeye başladığımızı farkettiğimiz anda buraya gidip etkiyi kaldırabiliriz. Vampir mi dedim evet hatta kurt adam olma  riskiniz bile var. İnsanların kaçtığı bir yaratığa dönüşebiliyorsunuz. Kurtulması ise epey meşakatli.


   Oyunda ilginç olan ejderha öldürmek dev ya da mamut öldürmekten çok daha kolay. Oyunun başında bir dev gördüyseniz hiç yaklaşmayı denemeyin derim.


  Bir diğer önemli ayrıntı ise kitaplar. Kitaplarda bazı tarifler ve yardımcı bilgiler olabiliyor. Göz gezdirmekte fayda var.

  Yanımıza bir adet paralı savaşçı alabiliyoruz. Bunun yerine yanımıza aldığımız köpek dostumuz bizimle savaşlara gelebiliyor.Edindiğimiz at da savaşta bize yardımcı oluyor.

  Şehirlerden ev alıp depo olarak kullanabiliyoruz.

Yuva kurmak
  Riften'daki tapınaktan aldığımız Amulet of Mara adındaki  madalyonu taktığımızda muhabbetimiz iyi olan kişilere evlenme teklif edebiliyoruz. Tapınakta küçük bir törenle dünya evine giriyoruz. Evlendiğimiz kişi istersek yanımızda bizimle savaşıyor, istersek evde yemekler hazırlayıp ek gelir sağlayabiliyor. Oyunun gözdesi Ysolda isimli Whiterun'lu hanım kızımız.


Sonuç olarak;  The Elder Scrolls v Skyrim oynanabilirliği yüksek, çok ayrıntılı ve zevkli bir oyun. Grafikler yıl olarak biraz geride kalsa da sağlam içerik aradaki farkı çok iyi bir şekilde kapatıyor. Oyundaki hataları gidermek için şuana kadar 2 tane patch yayınlandı 3.sününde yolda olduğu söyleniyor.

Anlatacak daha çok şey var ama oynayıp öğrenmeniz daha zevkli olacağından hepsini anlatmadım. Anlattıklarım oyunun belki %20 sini karşılar :)


1 Ekim 2011 Cumartesi

Steam'deki ücretsiz oyunlar

  Bir oyun olsun ama çok zamanımı almasın hem de bedava olsun diyorsanız, Steam'in ücretsiz sunduğu oyunları deneyebilirsiniz.
Öncelikle Steam indirip kurmak için link Steam indir

 Oyunlar hakkında kısaca bilgi verecek olursam;

30 Eylül'den itibaren F2P olarak eklenen iki yeni oyun var. Iron Grip ve Rise of Immortals.

Iron Grip: Marauders
 ISOTX firmasının geliştirdiği oyun, strateji severlere hitap ediyor. Binalar inşa edip, ekonomiyi dengeleyeyip savaşlara giriyorsunuz. Savaşları taktiksel olarak yönetebiliyorsunuz. Online olduğundan diğer oyunculara saldırıp yağmalayabiliyorsunuz. Oyun boyutu 22 mb (browser oyunlarına benzediğinden beni pek sarmadı )



Rise Of Immortals

 Petroglyph firmasının MOBA (multiplayer online battle arena) türü, League of Legends ve DotA benzeri bir oyunu. Steam üzerinden indirdiğiniz de oyundaki hesabınıza birçok hediye geliyor.






Puzzle Pirates
 Ubisoft'un java tabanlı bulmaca oyunu.  Diğer oyuncularla poker, hearts ve spades kart oyunlarını oynayabiliyorsunuz. Bu sebeple biraz bağımlılık yapabilir. Basit görünümüne karşın oyunda ticaret, savaşlar, meslekler bulunmakta. Yıllardır bu oyunu oynayan kişilere rastlamak mümkün.





War Inc. Battlezone
  Online Warmongers Group Inc.  yapımı multiplayer fps.   Sabotage , Capture the flag , Team Deathmatch , Deathmatch modları var. Grafikler fena değil. Cod ve Bf ile karşılaştırılamaz bile ama zaman geçirmelik oynanabilir.



Global Agenda: Free Agent
Steam kullanıcılarından yüksek puan almış 2155 yılında geçen çoklu oyunculu fps oyunu. Yüksek teknoloji silahlarla robotlara karşı savaşabiliyorsunuz. pve ve pvp şeklinde oynanabiliyor.



Champions Online: Free for All
  Cryptic Studios yapımı mmorpg. Oyunda herkes bir süper kahraman. Karakter tasarım paneli çok başarılı düzenlenmiş. Karakteriniz tamamen size özgü benzersiz olabiliyor. Görevler eğlenceli,  dünya büyük. Ancak oyunda paralı oyuncular yüksek ayrıcalıklara sahip.



Spiral Knights
  Sadece mouse kullanarak oynayabildiğiniz miniminicik bir mmorpg.



Forsaken World
   Perfect World'ün en popüler mmo'larından birisi. Yaratık kes level kas mantığında, mmo'lardan artık bıktığım için fazla oynayamadım. Karakter tasarımlarını çok abartılı buldum. Grafikleri fena değil.




Team Fortress 2
  Listedeki en oynanabilir oyun. İşin içinde Valve olunca fps'nin tadı başka.  Bu oyun için yaptığım incelemeye şu linkten ulaşabilirsiniz;